Hiper bağımsızlık, kişinin ihtiyaç duyduğu hâlde başkalarından yardım istemekten ve destek almaktan kaçınmasıyla ortaya çıkan bir eğilimdir. Yardım tekliflerini reddetme, görevleri paylaşmakta zorlanma ve duygusal ihtiyaçları ifade etmekten kaçınma gibi davranışlarla kendini gösterebilir. Bu eğilimi fark etmek ve gerektiğinde destek kabul etmeyi öğrenmek, daha esnek ve sağlıklı bir bağımsızlık geliştirmeye yardımcı olabilir.

Hiper Bağımsızlık Nedir? Kimseden Yardım İstememe Eğilimini Anlamak

Bağımsız olmak, kendi kararlarını verebilmek ve sorunları çözebilmek sağlıklı yetişkinliğin önemli parçalarıdır. Ancak kişinin ihtiyaç duyduğu halde başkalarından destek almaktan sürekli kaçınması, bağımsızlığın işlevini değiştirebilir.

Kişinin sorunlarını tek başına çözmesi gerektiğini düşünmesi, yardım istemekte zorlanması ve başkalarına ihtiyaç duymaktan rahatsızlık hissetmesi hiper bağımsızlık nedir sorusuna karşılık gelen temel örüntüler arasındadır.

Ishikawa, Rickwood, Bariola ve Bhullar’ın araştırmasında gençlerde daha yüksek self-reliance düzeyinin daha düşük informal ve profesyonel yardım arama niyetiyle ilişkili olduğu görülmüştür. Bununla birlikte araştırmacılar özerkliğin kendisini olumsuz bir özellik olarak değerlendirmez.

Psikoloji araştırmalarında hiper bağımsızlık tek başına standart bir psikiyatrik tanı olarak değil, self-reliance, compulsive self-reliance, yardım arama davranışı ve bağlanma örüntüleri gibi kavramlarla kesişen bir deneyim olarak incelenir.

Buradaki temel ayrım kişinin kendi işini yapabilmesi değil, ihtiyaç ortaya çıktığında destek seçeneğini kullanıp kullanamadığıdır.

Hiper Bağımsızlık Nedir?

Hiper bağımsızlık, kişinin kendi kaynaklarına dayanmayı tercih etmesinin ötesinde, başkalarından yardım almaya karşı katı bir tutum geliştirmesiyle açıklanabilir. Kişi yardımın faydalı olacağını bilse bile bunu istemekten kaçınabilir.

Bağlanma literatüründe kullanılan “compulsive self-reliance” kavramı, kişinin başkalarına dayanma ihtiyacını sınırladığı bazı ilişki örüntülerini tanımlar.

Lapsley, Varshney ve Aalsma’nın çalışmasında compulsive self-reliance, bağlanmayla ilişkili farklı örüntülerden biri olarak incelenmiştir. Ancak bu akademik kavram, günlük dilde kullanılan hiper bağımsızlık ifadesiyle birebir aynı kabul edilmemelidir.

Bu nedenle kişinin bağımsız davranması tek başına bir sorun göstermez. Asıl önemli nokta davranışın esnekliğidir. Kişi günlük hayatının büyük bölümünü kendi başına yönetirken gerçekten zorlandığı bir noktada destek isteyebiliyorsa bağımsızlık işlevini koruyabilir.

BİLGİ KUTUSU | Bağımsız Olmak Sorun Değildir

Tek başına hareket edebilmek veya kararlarını kendin vermek sorun değildir. Dikkat edilmesi gereken, gerçekten ihtiyaç duyulduğunda bile yardım seçeneğinin sürekli reddedilmesidir.

Hiper Bağımsızlık Kendini Nasıl Gösterir?

Bu eğilim dışarıdan her zaman sorun gibi görünmeyebilir. Kişi sorumluluk sahibi, üretken ve zor durumların üstesinden tek başına gelebilen biri olarak tanınabilir. 

Fark çoğu zaman yük arttığında ortaya çıkar. Yardım istemek işi kolaylaştırabilecek olsa bile kişi bütün sorumluluğu üzerinde tutmaya devam edebilir. Hiper bağımsızlık günlük yaşamda şu davranışlarla kendini gösterebilir.

  • Yardım istemeden önce kendini gereğinden fazla zorlamak
  • Görevleri paylaşmak veya devretmekte güçlük yaşamak
  • Yardım tekliflerini otomatik olarak reddetmek
  • Duygusal ihtiyaçlarını başkalarıyla paylaşmaktan kaçınmak
  • Başkasına ihtiyaç duymaktan rahatsızlık hissetmek
  • Zorlandığında yakınlaşmak yerine geri çekilmek

Bu davranışların herhangi biri tek başına psikolojik bir problem olduğunu göstermez. Kişilik özellikleri, kültürel değerler, çalışma biçimi ve içinde bulunulan koşullar aynı davranışın anlamını değiştirebilir.

Ishikawa ve arkadaşlarının çalışması da self-reliance ile yardım arama arasındaki ilişkinin değerlendirilmesinde sosyal destek ve kişisel özerklik gibi başka değişkenlerin dikkate alınması gerektiğini gösterir.

Kimseden Yardım İstememek Her Zaman Hiper Bağımsızlık mıdır?

Hayır. Bir insanın birçok işi kendi başına yapmayı tercih etmesi veya belirli durumlarda yardım istememesi tek başına aşırı bağımsız bir davranış örüntüsü bulunduğunu göstermez.

Kimseden yardım istememek bazen gerçekten yardıma ihtiyaç duyulmamasından kaynaklanabilir. Kişi yeterli bilgiye, zamana ve imkâna sahipse bir işi kendi başına yapmayı tercih etmesi tamamen işlevsel olabilir.

Daha önemli olan, kişi kendi kapasitesinin sınırına geldiğinde ne yaptığıdır. İş yükü sürdürülemez hale geldiği halde görev paylaşmamak veya gerekli uzman desteğini yalnızca “kendim halletmeliyim” düşüncesiyle reddetmek farklı bir durumdur.

Ishikawa ve arkadaşlarının araştırması, özerkliğin olumlu bir gelişimsel özellik olabileceğini ancak self-reliance düzeyinin yükselmesinin bazı gençlerde yardım arama niyetinin azalmasıyla ilişkili olduğunu göstermiştir.

Kısacası ayrım kişinin yardım isteyip istememesinden çok, ihtiyaç duyduğu durumda yardım isteme seçeneğine sahip olup olmadığıyla ilgilidir.

İnsanlar Neden Her Şeyi Tek Başına Yapmak İster?

Her şeyi tek başına yapma eğiliminin tek bir psikolojik nedeni yoktur. Aynı davranış farklı insanlarda farklı beklentilerden, deneyimlerden veya yaşam koşullarından kaynaklanabilir.

Bazı kişiler bağımsızlığı güçlü ve yeterli olmanın önemli bir parçası olarak görebilir. Başkasından yardım almak ise kişinin kendisiyle ilgili oluşturduğu yeterlilik algısıyla çelişebilir.

Başka bir kişide kontrol ihtiyacı daha fazla öne çıkabilir. Bir görevi başkasına bırakmak, işin nasıl ilerleyeceğini tam olarak kontrol edememek anlamına geldiğinde bütün sorumluluğu üstlenmek daha güvenli hissettirebilir.

Sosyal çevreden alınan mesajlar da önemlidir. Yardım istemenin güçsüzlük veya başarısızlık olarak değerlendirildiği ortamlarda kişi sorunlarını kendi başına çözmeye daha fazla yönelebilir.

Gulliver, Griffiths ve Christensen’ın sistematik derlemesinde self-reliance tercihinin yanı sıra damgalanma, utanma ve ruh sağlığı sorunlarını tanımakta güçlük de gençlerin yardım aramasının önündeki önemli engeller arasında bulunmuştur.

Bu nedenle davranışı otomatik olarak tek bir çocukluk deneyimine veya kişilik özelliğine bağlamak doğru değildir.

Yardım İstemekte Zorlanmanın Altında Hangi Düşünceler Olabilir?

Yardım istemekte zorlanan kişinin davranışının arkasında zaman içinde sorgulanmadan kullanılan bazı düşünceler bulunabilir. Kişi bu düşüncelerin davranışını ne kadar yönlendirdiğini her zaman açık biçimde fark etmeyebilir.

“Ben yapmazsam düzgün olmaz”, “yardım istersem yetersiz görünürüm” veya “başkasına ihtiyacım olduğunu göstermemeliyim” gibi düşünceler buna örnek olabilir.

Bazı kişiler için sorun yardımın kendisinden çok, yardım aldıktan sonra oluşacağını düşündükleri yükümlülüktür. Destek almak başka birine borçlanmak veya kontrolün bir bölümünü kaybetmek gibi hissedilebilir. Bir başka düşünce ise kişinin kendi sorunlarıyla başkasını rahatsız etmemesi gerektiğine inanmasıdır.

Gulliver ve arkadaşlarının sistematik derlemesinde self-reliance gençlerin yardım aramasını zorlaştırabilen temel temalardan biri olarak bulunmuştur. Pretorius, Chambers ve Coyle’un sistematik derlemesi de gençlerin yardım arama davranışlarında bağımsız hareket etme isteğinin dikkate alınması gereken bir unsur olduğunu gösterir.

“Önce kendim denemek istiyorum” düşüncesi esnek bir tercih olabilir. “Başaramasam bile yardım istememeliyim” düşüncesi ise kişinin seçeneklerini daha fazla sınırlayabilir.

Geçmiş Deneyimler Hiper Bağımsızlık Eğilimini Nasıl Etkileyebilir?

İnsanlar yardım ve güven hakkındaki beklentilerini yalnızca bugünkü ilişkilerinden oluşturmaz. Önceki ilişkilerde yaşanan destek deneyimleri, kişinin daha sonra başkalarına ne ölçüde güvenebileceğine ilişkin beklentilerini etkileyebilir.

Kişi yardım istediğinde tekrar tekrar karşılık alamadıysa kendi kaynaklarına dayanmanın daha güvenilir olduğu sonucuna ulaşabilir. Bunun bilinçli biçimde verilmiş bir karar olması gerekmez.

Lapsley ve arkadaşlarının çalışmasında compulsive self-reliance ile güvensiz bağlanma özellikleri arasında ilişkiler bulunmuştur. Bununla birlikte bu bulgu, güvensiz bağlanmanın hiper bağımsızlığın tek veya zorunlu nedeni olduğunu göstermez.

Aynı deneyimleri yaşayan iki kişi birbirinden tamamen farklı başa çıkma yöntemleri geliştirebilir. Bu nedenle geçmiş deneyim ile bugünkü davranış arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kurulamaz.

İlişkilerde yakınlık, güven ve destek arama süreçlerinin daha geniş çerçevesini Bağlanma Stilleri içeriğinde ayrıca inceleyebilirsiniz.

BİLGİ KUTUSU | Her Şeyi Travmayla Açıklamak Doğru Değildir

Geçmişte karşılanmayan ihtiyaçlar etkili olabilir ancak aşırı bağımsız davranmak tek başına kişinin travma geçmişi olduğunu göstermez.

Güven Sorunları ile Hiper Bağımsızlık Arasında Nasıl Bir İlişki Olabilir?

Yardım istemek belirli ölçüde güven gerektirir. Kişinin karşısındaki insanın ihtiyacını ciddiye alacağına, sınırlarına saygı göstereceğine ve verilen desteği daha sonra kendisine karşı kullanmayacağına inanması gerekir.

Bu beklentiler zayıf olduğunda kendi başına hareket etmek daha güvenli hissedilebilir. Böylece alınabilecek yardımın faydasından çok, destek istemenin oluşturabileceği belirsizlik öne çıkabilir.

McLeod, Berry, Hodgson ve Wearden’ın sistematik derlemesinde romantik çiftlerde bağlanma özellikleri ile destek isteme, destek verme ve alınan desteği değerlendirme süreçleri arasında ilişkiler bulunduğu görülmüştür.

Özellikle güvensiz bağlanma özellikleri destek süreçlerinin daha olumsuz yaşanmasıyla ilişkili bulunmuştur. Bu ilişki herkes için aynı davranışın ortaya çıkacağı anlamına gelmez.

Bazı insanlar güvensizlik hissettiğinde uzaklaşırken bazıları daha fazla güvence arayabilir. Bu nedenle yalnızca “insanlara güvenmiyorum” şeklindeki genel bir değerlendirme davranışı açıklamak için yeterli değildir.

Kişinin hangi ilişkilerde yardım istemekte zorlandığını ve hangi sonucu beklediğini değerlendirmek daha açıklayıcı olabilir.

Hiper Bağımsızlık İlişkilerde Nasıl Görünür?

Yakın ilişkiler yalnızca birlikte zaman geçirmekten oluşmaz. İnsanların zaman zaman birbirine güvenebilmesi, ihtiyaçlarını paylaşabilmesi ve zor dönemlerde destek alabilmesi de ilişkinin parçalarıdır.

Aşırı kendi kendine yetme eğiliminde kişi günlük hayatını partneriyle paylaşırken sorunlarını yalnız çözmeye çalışabilir. Zorlandığı dönemlerde destek istemek yerine daha fazla geri çekilebilir. Bu durum karşı taraftan farklı yorumlanabilir. Partner veya arkadaş, kişinin kendisine güvenmediğini ya da ilişkide kendisine yer açılmadığını düşünebilir.

Davranışın amacı ise her zaman karşı tarafı reddetmek olmayabilir. Bazı kişiler için asıl rahatsızlık başka birine ihtiyaç duyduğunu kabul etmek veya kontrolün bir bölümünü paylaşmaktır.

McLeod ve arkadaşlarının sistematik derlemesinde güvensiz bağlanma özelliklerinin romantik çiftlerde destek verme ve destek alma süreçlerindeki güçlüklerle ilişkili olduğu görülmüştür.

Sağlıklı bir ilişki tamamen bağımlı olmayı gerektirmez. Bireysel alan korunurken ihtiyaç duyulduğunda karşılıklı destek kullanılabilir.

Hiper Bağımsızlık İş ve Günlük Yaşamı Nasıl Etkileyebilir?

Aşırı bağımsız davranmak iş hayatında başlangıçta avantaj gibi görünebilir. Kişi sorumluluk alabilir, başkasını beklemeden hareket edebilir ve sorunlara hızlı biçimde çözüm üretebilir.

Sorun, iş yükü büyüdüğünde kullanılan yöntemin değişmemesidir. Kişi görev devretmemeyi, yardım istememeyi veya bilmediği bir konuda soru sormamayı sürdürdüğünde kendi kapasitesini gereksiz yere zorlayabilir.

Ekip çalışmalarında her görevin aynı kişi tarafından üstlenilmesi diğer çalışanların sürece katılmasını da güçleştirebilir. İyi performans göstermek ile bütün işleri tek başına yapmak aynı şey değildir.

Günlük yaşamda benzer bir durum bakım sorumlulukları, taşınma, yoğun çalışma veya aynı anda yönetilmesi gereken çok sayıda görev sırasında ortaya çıkabilir.

Labouliere, Kleinman ve Gould’un araştırmasında sorunları her zaman kendi başına çözmeye yönelik aşırı self-reliance davranışı, risk altındaki ergenlerde daha düşük yardım arama davranışıyla ilişkili bulunmuştur.

Bu nedenle kişinin yalnız hareket edebilmesi kadar, gerektiğinde mevcut destek kaynaklarından yararlanabilmesi de önemlidir.

Sağlıklı Bağımsızlık ile Hiper Bağımsızlık Arasındaki Fark Nedir?

Sağlıklı bağımsızlık kişinin kendi kararlarını verebilmesi, sorun çözebilmesi ve hayatının sorumluluğunu alabilmesidir. Başkalarından destek almak bu kapasiteyi ortadan kaldırmaz.

Temel fark kişinin davranışını içinde bulunduğu duruma göre değiştirebilmesidir. Sağlıklı bağımsızlıkta yardım seçeneklerden biri olarak kalırken aşırı bağımsız bir örüntüde bu seçenek daha baştan reddedilebilir.

Sağlıklı bağımsızlıkAşırı bağımsız örüntü
Önce kendisi deneyebilir.Her şeyi kendisi yapmak zorunda hissedebilir.
Gerektiğinde destek ister.İhtiyaç olsa bile yardımdan kaçınabilir.
Görev paylaşabilir.Kontrolü bırakmakta zorlanabilir.
Yardımı kullanılabilecek bir kaynak olarak görür.Yardım almayı zayıflık veya borç gibi görebilir.
Yakınlık ve bireyselliği birlikte sürdürebilir.Başkasına ihtiyaç duymaktan rahatsız olabilir.
Duruma göre yöntem değiştirebilir.Aynı stratejiyi koşullar değişse bile sürdürebilir.

Ishikawa ve arkadaşlarının araştırması, özerkliğin gençler açısından olumlu bir gelişim alanı olduğunu ancak katı self-reliance eğiliminin yardım arama davranışı açısından farklı sonuçlara sahip olabileceğini gösterir.

Bu nedenle amaç daha az bağımsız olmak değil, bağımsızlığı daha esnek kullanabilmektir.

Yardım İstemek Neden Bazı İnsanlar İçin Zor Olabilir?

Yardım istemek yalnızca kişinin desteğe ihtiyaç duyduğunu fark etmesini gerektirmez. Aynı zamanda ihtiyacını başka birine açıklaması ve karşı tarafın vereceği tepkinin belirsizliğini kabul etmesi gerekir.

Gulliver, Griffiths ve Christensen’ın sistematik derlemesinde gençlerin psikolojik yardım aramasını zorlaştıran farklı faktörlerin bir arada bulunabildiği görülmüştür.

Bunlar arasında şunlar yer alır.

  • Sorunu kendi başına çözme isteği
  • Damgalanma veya yargılanma korkusu
  • Utanma
  • Sorunun önemini yeterince fark edememe
  • Yardım seçeneklerini yeterince tanımama
  • Mahremiyetle ilgili endişeler
  • Profesyonel desteğe yönelik olumsuz beklentiler

Araştırmada özellikle stigma, utanma, düşük ruh sağlığı okuryazarlığı ve self-reliance en sık bildirilen engeller arasında bulunmuştur.

Dolayısıyla yardım istemeyen bir kişinin mutlaka güven problemi yaşadığı veya insanlardan uzak durduğu varsayılamaz. Davranışın altında hangi engelin gerçekten etkili olduğunu anlamak gerekir.

Destek Kabul Etmeyi Öğrenmek İçin Neler Yapılabilir?

Uzun süredir her şeyi kendi başına yapan biri için değişim, büyük bir sorumluluğu aniden başka birine bırakmak anlamına gelmemelidir. Daha küçük ve kontrollü deneyimler bu süreci kolaylaştırabilir.

İlk aşamada yardımın hangi durumlarda otomatik olarak reddedildiği fark edilebilir. Kişi gerçekten desteğe ihtiyaç duymadığı için mi teklifi reddediyor, yoksa yardım almak rahatsız edici olduğu için mi uzak duruyor?

Başlangıç için şu adımlar denenebilir.

  1. Düşük riskli bir konuda yardım isteyin.
  2. İhtiyacınız olan desteği mümkün olduğunca açık ifade edin.
  3. Gelen yardım teklifini otomatik olarak reddetmeden önce düşünün.
  4. Bir görevin tamamını değil, yalnızca belirli bir bölümünü paylaşın.
  5. Yardım aldıktan sonra ortaya çıkan suçluluk veya borçluluk düşüncelerini fark edin.
  6. Güvenilir kişilerle olumlu destek deneyimlerinin oluşmasına fırsat verin.

Gulliver ve arkadaşlarının sistematik derlemesinde geçmişte yaşanan olumlu yardım deneyimleri ile sosyal destek ve çevreden gelen teşvikin yardım aramayı kolaylaştırabilecek unsurlar arasında bulunduğu görülmüştür.

Destek istemek kişinin karar verme hakkını başka birine devretmesi anlamına gelmez. Kişi yardım alırken kendi sınırlarını ve tercihlerini korumaya devam edebilir.

Hiper Bağımsızlık Döngüsü Nasıl Kırılabilir?

Bu örüntünün sürmesinde kısa vadede hissedilen rahatlama etkili olabilir. Kişi yardım istemediğinde reddedilme, borçlanma veya kontrolü kaybetme ihtimalinden uzaklaşır ve geçici olarak daha güvende hissedebilir.

Sorunu tek başına çözdüğünde “kimseye ihtiyacım yok” düşüncesi daha da güçlenebilir. Sonraki zor durumda aynı yöntem yeniden kullanılabilir.

Döngüyü değiştirmek bağımsızlığı bırakmak yerine kişinin davranış seçeneklerini artırmasını gerektirir. “Bunu kendim yapabilirim” düşüncesinin yanında “gerektiğinde destek de kullanabilirim” seçeneğinin bulunması daha esnek bir yaklaşım oluşturur.

Kişi önce hangi durumlarda yardımı otomatik olarak reddettiğini fark edebilir. Ardından yardım aldığında ne olacağını düşündüğünü ve bu beklentinin ne kadar gerçekçi olduğunu değerlendirebilir.

Gabarrell-Pascuet ve arkadaşlarının meta-analizinde sosyal desteğin daha düşük depresyon, kaygı ve travma sonrası stres belirtileriyle ilişkili olduğu görülmüştür. Bu ilişki desteğin her sorun için tek başına çözüm olduğu anlamına gelmez ancak sosyal kaynakların psikolojik iyi oluş açısından önemini gösterir.

Aşırı bağımsız davranışlar ilişkileri, iş yaşamını veya kişinin psikolojik iyi oluşunu belirgin biçimde zorlaştırıyorsa profesyonel destek de değerlendirilebilir. Psikoterapi sürecinde kişinin yardım istemeyi zorlaştıran düşünceleri, güven beklentileri ve ilişki örüntüleri daha ayrıntılı biçimde ele alınabilir.

Amaç kişiyi başkalarına bağımlı hale getirmek değil, ihtiyaç duyduğunda hem kendi kaynaklarını hem de çevresindeki desteği kullanabilecek kadar esnek hale gelmesini sağlamaktır.

Bu içerik Psikoloji Türkiye ekibi tarafından bilgilendirme amaçlı yazılmıştır. Tanı ve tedavi için doktorunuza başvurunuz.