Klostrofobi, kapalı veya çıkmanın zor olduğu düşünülen alanlara karşı yoğun korku ve kaygı yaşanmasıdır. Nefes darlığı, kalp çarpıntısı, terleme ve ortamdan kaçma isteği gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Psikoterapi ve kademeli maruz bırakma gibi yöntemlerle korkunun ve kaçınma davranışlarının azaltılması sağlanabilir.

Klostrofobi Nedir? Nasıl Yenebilirsiniz?

Asansör, uçak, tünel veya penceresiz küçük bir oda bazı insanlarda yalnızca rahatsızlık yaratırken bazı kişilerde yoğun korku ve kaçma isteğini tetikleyebilir. Korku bazen ortamın gerçek tehlikesinden çok daha güçlü hissedilir.

Klostrofobi, kapalı veya kişinin çıkmasının zor olduğunu düşündüğü alanlarla ilişkili belirgin korkuyu ifade eder. NHS, klostrofobiyi kapalı alanlara yönelik yoğun korku olarak tanımlar ve asansör, tünel, uçak ya da metro gibi ortamları sık karşılaşılan tetikleyiciler arasında gösterir.

Korku yalnızca kişinin kapalı alanın içindeyken ortaya çıkmayabilir. Bazı kişiler bu tür bir ortama gireceğini düşünürken bile belirgin kaygı yaşayabilir ve günlük planlarını korktuğu alanlardan kaçınacak biçimde değiştirebilir.

Klostrofobinin şiddeti kişiden kişiye değişir. Hafif huzursuzluktan panik düzeyinde belirtilere kadar farklı deneyimler görülebilir. Bu nedenle değerlendirmede yalnızca korkunun varlığı değil, kaçınmanın ve kaygının günlük yaşamı ne ölçüde etkilediği önem taşır.

Klostrofobi Nedir, Ne Demek?

Klostrofobi nedir denildiğinde yalnızca küçük veya kapalı alanları sevmemekten söz edilmez. Kişinin bulunduğu ortamdan çıkamayacağı, hareketlerinin kısıtlanacağı veya nefes alamayacağı yönündeki tehdit beklentileri de korkunun önemli bir parçası olabilir.

Radomsky, Rachman, Thordarson, McIsaac ve Teachman’ın Claustrophobia Questionnaire çalışmasında klostrofobik korkunun iki temel boyutu öne çıkmıştır. Bunlardan biri hareketin kısıtlanması, diğeri ise boğulma veya yeterli hava bulamama korkusudur.

Bir kişi asansörde mahsur kalmaktan korkabilirken başka biri aynı ortamda nefes alamayacağını düşünerek yoğun kaygı yaşayabilir.

Bu nedenle klostrofobi ne demek denildiğinde kavramı yalnızca “dar alanları sevmemek” şeklinde açıklamak eksik kalır. Korku, tehdit beklentisini, bedensel uyarılmayı ve kaçınma davranışını birlikte etkileyebilir.

Kapalı bir ortamdan hoşlanmamak ise tek başına fobi anlamına gelmez. Klinik açıdan korkunun yoğunluğu, sürekliliği ve kişinin yaşamını ne ölçüde sınırladığı daha belirleyicidir.

BİLGİ KUTUSU | Klostrofobi Yalnızca Dar Alan Sevmemek Değildir

Kapalı bir ortamdan rahatsız olmak tek başına fobi anlamına gelmez. Yoğun korku, belirgin kaçınma ve günlük yaşam üzerindeki etkiler birlikte değerlendirilir.


 

Klostrofobi Belirtileri Nelerdir?

Klostrofobi belirtileri, kapalı veya çıkışın zor olduğu düşünülen ortamlarda ortaya çıkan yoğun korku ve kaygıya eşlik eden fiziksel ve zihinsel tepkiler şeklinde görülebilir.

NHS, klostrofobide terleme, titreme, nefes darlığı, hızlı kalp atışı ve kontrolü kaybetme korkusu gibi belirtilerin ortaya çıkabileceğini belirtir.

Sık karşılaşılabilecek belirtiler arasında şunlar bulunur.

  • Kalp atışlarının hızlanması
  • Terleme ve titreme
  • Nefes almakta zorlanma hissi
  • Göğüste sıkışma veya baskı
  • Baş dönmesi veya sersemlik
  • Bulantı
  • Boğulacakmış gibi hissetme
  • Kontrolü kaybetme korkusu
  • Bayılacağı veya öleceği düşüncesi
  • Ortamdan hemen çıkma isteği

Belirtiler yoğunlaştığında kişi panik atağa benzeyen bir deneyim yaşayabilir. Ancak kalp çarpıntısı, nefes darlığı veya baş dönmesi gibi belirtiler yalnızca klostrofobiye özgü değildir.

Özellikle daha önce yaşanmamış göğüs ağrısı, ciddi nefes darlığı veya başka yeni fiziksel belirtiler otomatik olarak fobiye bağlanmamalı ve gerektiğinde tıbbi olarak değerlendirilmelidir.

Klostrofobi Olduğunu Nasıl Anlarız?

Klostrofobi olduğunu nasıl anlarız denildiğinde tek bir rahatsızlık anından çok tekrar eden korku ve kaçınma örüntüsüne bakmak gerekir.

Bir asansörde bir kez huzursuz olmak veya çok kalabalık bir odadan çıkmak istemek tek başına klostrofobi anlamına gelmez.

Korku belirli kapalı alanlarda tekrar tekrar ortaya çıkıyorsa ve bu ortamlarla karşılaşma düşüncesi bile belirgin kaygı oluşturuyorsa durum daha anlamlı hale gelir.

Örneğin kişi asansörü kullanabileceği halde sürekli merdiven çıkabilir, uçak yolculuğundan tamamen kaçınabilir veya MRI görüntülemesini yoğun korku nedeniyle erteleyebilir.

NHS, klostrofobik korkuda kişinin kapalı alanlardan kaçınabileceğini ve bu alanlarla karşılaşmasının yoğun kaygı oluşturabileceğini belirtir.

Kişinin kendi kendine tanı koyması gerekmez. Korku seyahati, çalışma yaşamını, sağlık hizmetlerine erişimi veya günlük faaliyetleri belirgin biçimde kısıtlıyorsa profesyonel değerlendirme düşünülebilir.

Klostrofobinin özgül fobiler içerisindeki daha geniş çerçevesini Özgül Fobi içeriğinde ayrıca inceleyebilirsiniz.

Klostrofobi Atağı Sırasında Neler Hissedilebilir?

Kapalı bir alanda korku hızla yükseldiğinde kişi fiziksel ve zihinsel belirtileri aynı anda yaşayabilir. Ortamdan çıkma isteği o anda diğer düşüncelerin önüne geçebilir.

Fiziksel deneyimlerZihinsel ve duygusal deneyimler
Hızlanan kalp atışı“Buradan çıkamayacağım” düşüncesi
Nefesin hızlanmasıKontrolü kaybetme korkusu
Göğüste sıkışmaBoğulacağı düşüncesi
Terleme ve titremeBayılma korkusu
Baş dönmesiTehlikenin giderek arttığını düşünme
BulantıHemen kaçma ihtiyacı
Sıcak basması veya ürpermeYoğun panik hissi

McIsaac ve arkadaşlarının MRI sırasında klostrofobik kaygıyı inceleyen çalışmasında kişinin yaşadığı kaygının olumsuz düşünceler ve panik belirtileriyle ilişkisi incelenmiştir. Boğulma, zarar görme ve kontrol kaybıyla ilgili düşünceler bu süreçte öne çıkan bilişsel unsurlar arasında bulunmuştur.

Bu belirtiler kişinin gerçekten oksijensiz kaldığını veya fiziksel olarak tehlikede olduğunu tek başına göstermez. Bununla birlikte yeni veya olağandışı fiziksel belirtilerin gerektiğinde tıbbi olarak değerlendirilmesi önemlidir.

Klostrofobi Neden Olur?

Klostrofobi neden olur denildiğinde herkes için geçerli tek bir başlangıç noktası göstermek mümkün değildir. Fobilerin gelişiminde doğrudan yaşantılar, başkalarının korkularını gözlemleme, tehdit hakkında öğrenilen bilgiler ve bireysel yatkınlıklar birlikte rol oynayabilir.

King, Gullone ve Ollendick’in fobilerin gelişimini inceleyen derlemesinde doğrudan olumsuz deneyim, gözlemsel öğrenme ve tehdit hakkında bilgi edinme gibi farklı öğrenme yolları değerlendirilmiştir.

Klostrofobi özelinde bir asansörde mahsur kalmak veya uzun süre kapalı bir ortamda sıkışmak bazı kişiler için korkunun başlamasıyla ilişkili olabilir.

Ancak başka kişiler belirgin bir ilk olay hatırlamayabilir. Bir aile üyesinin kapalı alanlardan yoğun biçimde korktuğunu gözlemlemek veya belirli ortamların tehlikeli olduğuna ilişkin sürekli bilgiye maruz kalmak da korku öğreniminde rol oynayabilir. Bu nedenle her klostrofobinin çocukluk travmasından kaynaklandığını söylemek doğru değildir.

BİLGİ KUTUSU | Tek Neden Travma Değildir

Geçmişte yaşanan olumsuz bir olay bazı kişilerde korkunun gelişmesine katkıda bulunabilir. Ancak klostrofobinin ortaya çıkması için travmatik bir deneyim yaşamış olmak zorunlu değildir.

Klostrofobi Hangi Ortamlarda Ortaya Çıkabilir?

Klostrofobik korku yalnızca çok küçük odalarda ortaya çıkmaz. Kişinin istediği anda çıkamayacağını, hareketlerinin kısıtlanacağını veya yeterli hava bulamayacağını düşündüğü farklı ortamlar korkuyu tetikleyebilir.

NHS’nin klostrofobi rehberinde farklı kapalı ortamların tetikleyici olabileceği belirtilir. Bunlar arasında şunlar bulunabilir.

  • Asansörler
  • Uçaklar
  • Metro ve trenler
  • Tüneller
  • MRI cihazları
  • Penceresiz veya küçük odalar
  • Kilitli kapılı alanlar
  • Kalabalık araçlar
  • Umumi tuvaletler
  • Pencereleri açılamayan odalar

Ortamın fiziksel büyüklüğü tek belirleyici değildir. Örneğin geniş bir uçak kabini bazı kişilerde küçük bir odadan daha fazla kaygı yaratabilir çünkü kişi istediği anda ortamdan çıkamayacağını bilir.

Radomsky ve arkadaşlarının çalışmasında da klostrofobik korkunun yalnızca alanın büyüklüğüyle açıklanamayacağı, kısıtlanma ve boğulma beklentilerinin ayrı boyutlar oluşturduğu gösterilmiştir.

Bu nedenle tetikleyicileri değerlendirirken yalnızca ortamın ne kadar küçük olduğuna değil, kişinin o ortamda ne olacağından korktuğuna da bakmak gerekir.

Klostrofobi Günlük Yaşamı Nasıl Etkileyebilir?

Klostrofobik korku yalnızca kişi bir asansöre veya uçağa girdiğinde sorun oluşturmaz. Kaçınma davranışı arttıkça günlük kararlar giderek korkunun etrafında şekillenebilir.

Bir çalışan yüksek kattaki ofisine her gün merdivenle çıkabilir. Başka biri uçaktan kaçındığı için uzun yolculuklardan tamamen vazgeçebilir veya yalnızca alternatif ulaşım yollarını kullanabilir.

Sağlık hizmetlerinde MRI buna önemli bir örnektir. Klostrofobik korku nedeniyle kişinin görüntüleme işlemini tamamlamakta zorlanması veya işlemi ertelemesi mümkün olabilir.

Kaçınma kısa vadede rahatlatıcıdır çünkü kişi korktuğu ortamla karşılaşmaz. Ancak bu rahatlama, kişinin korktuğu sonuçların gerçekten gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini deneyimlemesini de engelleyebilir.

Zaman içinde asansör, uçak, metro, tünel veya bazı tıbbi işlemlerden uzak durmak yaşam alanını belirgin biçimde daraltabilir.

Klostrofobi ile Kapalı Alanlarda Rahatsız Olmak Arasındaki Fark Nedir?

Dar bir asansörde terlemek, kalabalık bir metrodan hoşlanmamak veya penceresiz bir odada rahatsız hissetmek olağan tepkiler olabilir. Fobik korkuda ise tepkinin yoğunluğu, sürekliliği ve günlük yaşam üzerindeki etkisi daha belirgin hale gelir.

Kapalı alanda olağan rahatsızlıkKlostrofobik korku
Ortam rahatsız edici bulunabilir.Yoğun korku veya panik gelişebilir.
Kişi ortamda kalmaya devam edebilir.Güçlü kaçma ihtiyacı oluşabilir.
Tehlike beklentisi sınırlıdır.Boğulma veya sıkışma beklentisi yoğunlaşabilir.
Davranışlar genellikle değişmez.Kapalı ortamlardan sistematik kaçınma gelişebilir.
Günlük yaşam belirgin etkilenmez.Seyahat, iş veya sağlık hizmetleri kısıtlanabilir.
Rahatsızlık ortam bitince azalır.Ortama girmeden önce de kaygı başlayabilir.

National Institute of Mental Health, özgül fobilerde korkunun gerçek tehlikeyle orantısız olabildiğini ve kişinin korktuğu nesne veya durumdan aktif biçimde kaçınabileceğini belirtir.

Dolayısıyla belirleyici nokta yalnızca kişinin korku hissetmesi değildir. Korkunun ne kadar yoğun olduğu ve kişinin günlük yaşamını ne ölçüde yönettiği de değerlendirilmelidir.

Klostrofobi Nasıl Geçer veya Yenilir?

Klostrofobi nasıl geçer diye düşünüldüğünde çözüm kişinin kendisini hazırlıksız biçimde en korktuğu kapalı alana sokması değildir. Klostrofobide kullanılan psikolojik tedaviler korkuyla daha planlı ve kontrollü biçimde çalışmayı hedefler.

NIMH, özgül fobilerde psikoterapinin etkili olabileceğini ve özellikle maruz bırakma terapilerinin kişinin korktuğu nesne veya durumla güvenli biçimde karşılaşmasına yardımcı olabileceğini belirtir.

Öst, Alm, Brandberg ve Breitholtz’un klostrofobili 46 kişiyle yürüttüğü randomize kontrollü çalışmada tek seanslık maruz bırakma, beş seanslık maruz bırakma ve bilişsel terapi değerlendirilmiştir. Aktif tedavi gruplarında bekleme grubuna kıyasla daha güçlü iyileşmeler görülmüştür.

Odgers, Kershaw, Li ve Graham’ın 1.758 katılımcıyı kapsayan meta-analizinde ise özgül fobilerde tek seanslı ve çok seanslı maruz bırakma terapilerinin etkinliği değerlendirilmiş ve her iki yaklaşım için de destekleyici sonuçlar bulunmuştur.

Klostrofobi nasıl yenilir denildiğinde amaç korkuyu hayat boyunca bir daha hiç hissetmemek değildir. Daha gerçekçi hedef, korku ortaya çıktığında kaçınmanın kişinin davranışlarını yönetmesini azaltmak ve korkulan durumlarla başa çıkabilme kapasitesini artırmaktır.

BİLGİ KUTUSU | Maruz Bırakma Zorla Yüzleştirme Değildir

Maruz bırakma terapisi kişiyi hazırlıksız biçimde en korktuğu ortama sokmak anlamına gelmez. Klinik uygulama planlı, kontrollü ve kişinin ihtiyaçlarına göre yapılandırılır.

Klostrofobi Anında Kaygıyı Azaltmak İçin Neler Yapılabilir?

Yoğun kaygı ortaya çıktığında ilk amaç korkuyu birkaç saniye içinde ortadan kaldırmak değildir. Kişinin yaşadığı bedensel uyarılmayı yönetebilmesi ve dikkatini içinde bulunduğu ana yeniden yöneltebilmesi daha gerçekçi bir hedeftir.

NHS klostrofobinin tedavisinde gevşeme ve kontrollü nefes alma gibi yöntemlerin kullanılabileceğini belirtir.

Yoğun kaygı sırasında şu adımlar denenebilir.

  1. Nefesi zorla derinleştirmek yerine daha yavaş ve düzenli nefes almaya çalışın.
  2. Bulunduğunuz ortamda gördüğünüz ve duyduğunuz somut ayrıntılara dikkatinizi yöneltin.
  3. Kaygının yükselmesi ile gerçekten fiziksel bir tehlike bulunmasını birbirinden ayırmaya çalışın.
  4. Nabız veya nefes gibi bedensel belirtileri sürekli kontrol etmek yerine dikkatinizi çevreye yöneltin.
  5. Daha önce planlanmış güvenli bir mola seçeneğiniz varsa bunu kullanın.
  6. Kaygının yükselmesinin sonsuza kadar yükselmeye devam edeceği anlamına gelmediğini hatırlayın.

Bu yöntemler uzun vadeli fobi tedavisinin yerine geçmez.

Yeni veya ciddi fiziksel belirtilerin yalnızca klostrofobi olduğu varsayılmamalıdır. Gerektiğinde tıbbi değerlendirme önceliklidir.

Kaçınma Davranışını Azaltmak İçin Neler Yapılabilir?

Kaçınma korkuyu kısa vadede azaltabilir. Asansöre binmeyen kişi o anda yoğun kaygı yaşamaz ancak “Asansörde kalırsam baş edemem” düşüncesinin ne kadar doğru olduğunu da deneyimleyemez. Bu nedenle fobilerde kaçınma davranışı çoğunlukla kademeli biçimde ele alınır.

Örneğin bir kişi önce açık kapılı bir asansörün yakınında kısa süre durabilir. Daha sonraki aşamada asansörün içine girip çıkabilir ve hazır olduğunda kısa katlar arasında yolculuk yapabilir.

Bu yalnızca sürecin mantığını açıklayan bir örnektir. Klinik uygulama kişiye göre planlanır ve kişinin korkusunun yoğunluğu dikkate alınır.

Maruz bırakma yaklaşımında hedef kişinin mümkün olduğunca fazla korkması değildir. Amaç, daha önce kaçınılan durumlarla güvenli biçimde karşılaşarak yeni öğrenme deneyimlerinin oluşmasına fırsat vermektir.

Korkuyu sürdüren düşünceler ve kaçınma davranışlarıyla çalışmada kullanılan daha geniş psikoterapi yaklaşımını Bilişsel Davranışçı Terapi içeriğinde ayrıca inceleyebilirsiniz.

Klostrofobi Tedavisinde Hangi Yaklaşımlar Kullanılabilir?

Klostrofobinin tedavisinde psikolojik yöntemler ön plandadır. Hangi yaklaşımın uygun olduğu korkunun şiddetine, kaçınmanın düzeyine, kişinin günlük yaşamındaki kısıtlamalara ve eşlik eden başka sorunlara göre belirlenir.

YaklaşımTemel amaç
Bilişsel davranışçı terapiKorkuyu sürdüren düşünce ve davranışları ele almak
Kademeli maruz bırakmaKaçınılan durumlarla güvenli ve planlı biçimde karşılaşmak
Bilişsel yeniden yapılandırma“Boğulacağım” veya “çıkamayacağım” gibi beklentileri değerlendirmek
In vivo maruz bırakmaKorkulan gerçek ortamlarla doğrudan çalışmak
Bazı durumlarda sanal ortam uygulamalarıGerçek ortama geçiş öncesinde kontrollü çalışma imkânı sağlamak

Wolitzky-Taylor, Horowitz, Powers ve Telch’in 33 randomize çalışmayı kapsayan meta-analizinde özgül fobilerin psikolojik tedavileri incelenmiş ve özellikle maruz bırakma temelli yaklaşımların güçlü bir kanıt tabanına sahip olduğu görülmüştür.

Klostrofobiye özgü kontrollü çalışmalar da bilişsel terapi ve maruz bırakma yöntemleri için destekleyici bulgular sunmaktadır.

NIMH de özgül fobilerde psikoterapiyi temel tedavi seçeneklerinden biri olarak ele alır ve maruz bırakmanın korkulan durumlarla güvenli biçimde karşılaşmayı sağlayan önemli yaklaşımlardan biri olduğunu belirtir.

Belirtiler seyahati, iş yaşamını, sosyal faaliyetleri veya sağlık hizmetlerine erişimi belirgin biçimde kısıtlıyorsa ruh sağlığı uzmanından değerlendirme alınabilir.

BİLGİ KUTUSU | Korkunun Dayanılmaz Hale Gelmesini Beklemek Gerekmez

Kaçınma davranışları kişinin günlük yaşamını giderek daha fazla sınırlıyorsa profesyonel destek değerlendirmek için korkunun daha da ağırlaşmasını beklemek gerekmez.


 

Bu içerik Psikoloji Türkiye ekibi tarafından bilgilendirme amaçlı yazılmıştır. Tanı ve tedavi için doktorunuza başvurunuz.