Sosyal anksiyete, kişinin sosyal ortamlarda yargılanma veya olumsuz değerlendirilme korkusu yaşamasıyla ortaya çıkar. Bu kaygı zamanla sosyal ortamlardan kaçınmaya ve kişinin günlük yaşamının kısıtlanmasına neden olabilir.
Sosyal anksiyete, kişinin başkaları tarafından olumsuz değerlendirilmekten yoğun biçimde korkması ve bu yüzden sosyal ortamlardan kaçınmasıdır. Genetik yatkınlık, çocuklukta yaşanan olumsuz deneyimler ve öğrenilmiş kaçınma alışkanlıkları tabloyu besleyen başlıca etkenlerdir. Kademeli olarak sosyal ortamlara girmek ve düşünceleri sınamak, iyileşmenin en etkili iki basamağıdır.
Sosyal Anksiyete Nedir?
Bu tablo, insan içine çıkıldığında ortaya çıkan yoğun bir değerlendirilme korkusudur. Kişi rezil olacağından, yanlış bir şey söyleyeceğinden ya da tuhaf görüneceğinden endişe eder. Bu endişe sadece o an değil, ortama girmeden günler önce de başlayabilir.
Sosyal anksiyete bir dereceye kadar herkeste görülür ve bu normaldir. Yeni bir işe başlarken ya da topluluk önünde konuşurken tedirgin olmak beklenen bir tepkidir. Sorun, bu tedirginliğin kişiyi ortamlardan uzaklaştıracak düzeye ulaşmasıyla başlar.
Kişi genellikle korkusunun mantıksız olduğunu bilir ama kontrol edemez. Bu farkındalık çoğu zaman utanç yaratır ve kişi durumu kimseye anlatmaz. En sık gözlenen sosyal anksiyete belirtileri de bu sessiz mücadelenin dışa yansıyan kısmıdır.
Kavramın kelime karşılığı toplum içinde yaşanan kaygıdır. Ancak sosyal anksiyete ne demek sorusunun yanıtı bundan biraz daha kapsamlıdır, çünkü korku insanların varlığından değil onların yargısından kaynaklanır. Bu nedenle kalabalık bir yerde tek başına yürümek sorun yaratmazken, küçük bir toplantıda konuşmak dayanılmaz gelebilir.
Belirtiler yaşamı kısıtlayacak düzeye ulaştığında tablo artık bir kişilik özelliği olmaktan çıkar. Bu noktada sosyal anksiyete bozukluğu tanısı gündeme gelir ve değerlendirme gerekir.
Sosyal Anksiyete Bozukluğu Nedir?
Tanı ölçütleri, kaygının hangi noktadan sonra klinik bir tablo sayıldığını belirler. Korkunun bir veya birden fazla sosyal durumla ilgili olması, hemen her karşılaşmada ortaya çıkması ve en az altı ay sürmesi aranır. Ayrıca kişinin bu durumdan belirgin biçimde rahatsız olması gerekir.
Bu tablo dünya genelinde en sık görülen kaygı bozukluklarından biridir. Genellikle ergenlik döneminde başlar ve tedavi edilmediğinde uzun yıllar sürebilir. Erken başlangıç, kişinin eğitim ve meslek seçimlerini de etkileyebilir.
Tanı sürecinde bazı tabloların ayırt edilmesi gerekir. Panik bozukluk, çekingen kişilik bozukluğu ve otizm spektrumundaki bazı durumlar benzer görünebilir. Ayrımı yapan şey korkunun içeriğidir, burada temel korku her zaman olumsuz değerlendirilmektir.
Bir başka ayrım da yaygınlıkla ilgilidir. Bazı kişilerde korku yalnızca performans durumlarıyla sınırlıdır, örneğin sunum yapmak veya sahneye çıkmak. Sosyal anksiyete neden olur sorusu yanıtlanırken bu iki alt biçim ayrı ayrı değerlendirilir.
Tanı konulması olumsuz bir etiket değil, doğru yaklaşımı belirleyen bir adımdır. Bu tablo, tedaviye en iyi yanıt veren kaygı bozuklukları arasındadır. Sosyal anksiyete nasıl tedavi edilir sorusuna verilen yanıtlar da bu iyimser tabloya dayanır.
Sosyal Anksiyete Neden Ortaya Çıkar?
Bu tablonun tek bir nedeni yoktur ve genellikle birkaç etken bir araya gelir. Bazı kişilerde belirgin bir olay vardır, bazılarında ise nasıl başladığı hatırlanmaz. Aşağıdaki tablo en sık karşılaşılan kaynakları gösterir.
| Kaynak | Nasıl Etki Eder |
| Genetik yatkınlık | Ailede kaygı sorunu olanlarda görülme oranı belirgin biçimde yüksektir |
| Mizaç özellikleri | Doğuştan çekingen ve yeniliğe temkinli yaklaşan çocuklarda risk artar |
| Olumsuz deneyimler | Alay edilme, dışlanma ve akran zorbalığı korkuyu doğrudan yerleştirir |
| Aile tutumu | Aşırı eleştirel veya aşırı korumacı ortam, kişinin kendine güvenini zayıflatır |
| Gözlem yoluyla öğrenme | Sosyal ortamdan kaçınan bir ebeveyni izlemek aynı davranışı öğretir |
| Beynin tehdit algısı | Yüz ifadelerini olumsuz yorumlama eğilimi kaygıyı sürekli tetikler |
| Kaçınma alışkanlığı | Her kaçınma bir sonrakini kolaylaştırır ve tabloyu pekiştirir |
Tablodaki son satır özellikle önemlidir, çünkü tablonun neden kendiliğinden geçmediğini açıklar. Kişi ortamdan uzak durduğunda rahatlar, bu rahatlama davranışı ödüllendirir ve korku hiç sınanmadığı için zayıflamaz. Sosyal anksiyete nedir sorusunun yanıtındaki kısır döngü tam olarak budur.
Başlangıç dönemi de bilgi verir. Belirtiler çoğunlukla ergenlikte, sosyal karşılaştırmanın yoğunlaştığı yıllarda belirginleşir. Bu dönemde ortaya çıkan sınav kaygısı gibi sorunlar da sıklıkla eşlik eder.
Nedenin belirlenmesi, sosyal anksiyete bozukluğu nedir sorusundan sonra sorulması gereken ikinci sorudur. Kaynağı bilmek tedavinin yönünü doğrudan etkiler.
Sosyal Anksiyete Belirtileri Günlük Yaşamda Nasıl Fark Edilir?
Belirtiler yalnızca "utangaçlık" gibi görünmez, dört ayrı düzeyde iz bırakır. Kişinin hissettikleri, bedeninde olanlar, davranışları ve kaçındığı ortamlar birlikte değerlendirilmelidir. Aşağıdaki dört başlık bu düzeyleri tek tek ele alır.
Bu düzeylerin hepsi aynı kişide aynı şiddette görülmez. Kimi kişide bedensel tepkiler öne çıkarken kimi kişide kaçınma davranışı daha belirgindir. Yine de dördü birlikte incelendiğinde sosyal anksiyete bozukluğu tablosunun boyutu netleşir.
Duygusal Belirtiler
Duygu tarafında en sık görülen şey, sürekli değerlendiriliyor olma hissidir. Kişi odaya girdiği andan itibaren herkesin kendisini izlediğini ve yargıladığını düşünür. Bu his, ortamdan çıkana kadar bir an bile azalmaz.
Aşağıdaki duygular bu düzeyde en belirgin biçimde gözlenir.
- Ortama girmeden günler önce başlayan yoğun tedirginlik
- Rezil olma ve komik duruma düşme korkusu
- Konuşurken sesin titreyeceği endişesi
- Kendini sürekli başkalarının gözünden izleme hâli
- Ortamdan çıktıktan sonra her ayrıntıyı tekrar tekrar gözden geçirme
- Yaşanan küçük bir aksaklık için günlerce utanç duyma
Son iki madde tablonun en yorucu kısmıdır. Kişi ortamdan çıktıktan sonra bile rahatlayamaz, çünkü zihin olayı yeniden kurgulamaya devam eder. Bu tekrar eden düşünce döngüsü, görülen sosyal anksiyete belirtileri arasında en sık göz ardı edilenidir.
Fiziksel Belirtiler
Beden, sosyal ortamı gerçek bir tehdit gibi algılar ve alarm tepkisi verir. Bu tepki kişinin en görünmek istemediği anda ortaya çıktığı için ayrı bir utanç kaynağı olur. Kızarma korkusu, kızarmanın kendisinden daha rahatsız edici hâle gelebilir.
En sık görülen bedensel işaretler şunlardır.
- Yüzde ve boyunda kızarma
- Kalp çarpıntısı ve göğüste sıkışma
- Ellerde titreme ve terleme
- Ses tonunun değişmesi, kelimelerin karışması
- Mide bulantısı ve ani tuvalet ihtiyacı
- Ağız kuruluğu ve yutkunma güçlüğü
Bu belirtilerin en zorlayıcı yanı kısır bir döngü oluşturmasıdır. Kişi kızaracağından korkar, korktukça kaygısı artar, kaygı arttıkça kızarma belirginleşir. Sosyal anksiyete ne demek sorusunun bedensel karşılığı tam olarak bu döngüdür.
Davranışsal Belirtiler
Davranış düzeyi, tablonun dışarıdan en kolay fark edilen yüzüdür. Kişi ya ortamda görünmez olmaya çalışır ya da kendini güvende hissettiren küçük alışkanlıklara sığınır. Bu alışkanlıklara güvenlik davranışı denir.
Sık gözlenen davranışlar aşağıdaki gibidir.
- Göz teması kurmaktan kaçınma
- Kısa ve alçak sesle konuşma
- Toplantılarda arka sıraya oturma
- Elleri titremesin diye bardağı iki elle tutma
- Telefonla meşgul görünerek konuşma başlatılmasını engelleme
- Konuşmadan önce cümleyi kafada defalarca prova etme
- Ortamdan erken ayrılmak için önceden bahane hazırlama
Bu davranışlar o an rahatlatır ama uzun vadede sorunu büyütür. Kişi güvenlik davranışı sayesinde ortamı atlattığında, "bunu yapmasam kötü olurdu" sonucuna varır ve korku sınanmamış olarak kalır. Sosyal anksiyete neden olur sorusunun yanıtındaki öğrenme mekanizması burada da çalışır.
Sosyal Ortamlarda Kaçınma Davranışları
Kaçınma, bu tablonun en belirleyici parçasıdır ve zamanla yaşam alanını daraltır. Kişi önce zorlandığı tek bir ortamdan uzak durur, sonra benzer ortamları da listeye ekler. Sonunda hayatını korkusuna göre planlar hâline gelir.
En sık kaçınılan durumlar şunlardır.
- Topluluk önünde konuşmak ve sunum yapmak
- Telefonla konuşmak, özellikle tanımadığı biriyle
- Kalabalık ortamda yemek yemek veya içecek içmek
- Yeni insanlarla tanışma gerektiren davetler
- Sınıfta veya toplantıda soru sormak
- Bir mağazada ürün iade etmek veya itiraz etmek
- İş görüşmesine gitmek ve zam talep etmek
Bu listedeki maddelerin çoğu günlük hayatın sıradan parçalarıdır. Kaçınma yaygınlaştıkça kişi eğitim, kariyer ve ilişki fırsatlarını kaybeder. Sosyal anksiyete nasıl tedavi edilir sorusunun yanıtı da bu nedenle her zaman kaçınmayı azaltmakla başlar.
Sosyal Anksiyete Günlük Yaşamı Nasıl Etkiler?
Etki en erken eğitim hayatında görülür. Derste söz almayan, grup çalışmalarından kaçınan ve sunum günlerinde okula gitmek istemeyen öğrenci, bilgisi yeterli olsa bile geride kalır. Bu geri kalma zamanla kendine güveni de aşındırır.
İş yaşamında sonuç genellikle sessiz bir sınırlanmadır. Kişi yeteneği olduğu hâlde yönetici pozisyonuna talip olmaz, toplantılarda fikrini söylemez ve terfi süreçlerinde görünmez kalır. Ortaya çıkan sosyal anksiyete belirtileri çoğu zaman ilgisizlik ya da isteksizlik gibi yorumlanır.
İlişkilerde ise yalnızlaşma öne çıkar. Kişi yakınlık kurmak ister ama ilk adımı atmaktan çekinir, davetleri reddettikçe de davet edilmez olur. Bu döngü zamanla çökkünlük tablosuna zemin hazırlayabilir.
Uzun vadede başka sorunlar da eklenebilir. Rahatlamak için alkole yönelme, uyku düzeninin bozulması ve depresyon bu durumlar arasındadır. Bu nedenle sosyal anksiyete nedir sorusunu yanıtlarken tek başına bir kaygı sorunu olarak görmemek gerekir.
Sosyal Anksiyete İle Utangaçlık Aynı Şey Midir?
Hayır, ikisi sık karıştırılsa da aynı şey değildir. Utangaçlık yaygın bir kişilik özelliğidir ve toplumun önemli bir bölümünde görülür. Utangaç kişi yeni ortamlarda tedirgin olur ama zamanla alışır ve rahatlar.
Klinik tabloda ise alışma gerçekleşmez. Kişi aynı ortama defalarca girse bile kaygısı azalmaz, hatta kaçınma nedeniyle artar. Sosyal anksiyete bozukluğu tanısını utangaçlıktan ayıran temel nokta budur.
İkinci fark yaşamı kısıtlama düzeyidir. Utangaç biri istediği işe başvurur, sadece süreçte biraz zorlanır. Klinik tabloda ise kişi başvurmaktan tümüyle vazgeçebilir.
Bu ayrımın önemi pratikte ortaya çıkar. Utangaçlık için destek şart değildir, oysa yaşamı kısıtlayan bir tablo değerlendirilmelidir. Sosyal anksiyete ne demek sorusuna verilen yanıt da bu iki durumun karıştırılmasını önlemelidir.
Sosyal Anksiyete Ve Utangaçlık Arasındaki Farklar
Aradaki ayrımı somutlaştırmak için birkaç ölçüte bakmak yeterlidir. Aşağıdaki karşılaştırma iki durumu yan yana koyar.
| Ölçüt | Utangaçlık | Klinik Tablo |
| Yaygınlık | Toplumun büyük bölümünde görülür | Daha dar bir kesimde görülür |
| Alışma | Zamanla ortama alışılır | Alışma gerçekleşmez |
| Kaçınma | Nadiren ve sınırlı | Yaygın ve sistemli |
| Bedensel tepki | Hafif | Belirgin ve rahatsız edici |
| Sonrasında | Olay kısa sürede unutulur | Günlerce zihinde döner |
| Yaşama etkisi | Sınırlı | Eğitim, iş ve ilişkileri kısıtlar |
Tablodaki ayrım kesin bir tanı aracı değildir, yalnızca yön gösterir. Kişi kendini sağ sütunda bulduğunda sosyal anksiyete bozukluğu nedir sorusunu bir uzmanla konuşmayı düşünmelidir. Sosyal anksiyete neden olur sorusu da bu değerlendirme sırasında ele alınır.
Bir noktayı da eklemek gerekir. Utangaç olmak bir kusur değildir ve düzeltilmesi gereken bir özellik gibi görülmemelidir. Sorun yalnızca kişi kendi istediği hayatı yaşayamadığında başlar.
Sosyal Anksiyete Nasıl Geçer?
Bu tablonun tümüyle ortadan kalkması hedeflenmez, çünkü sosyal ortamlarda bir miktar tedirginlik doğaldır. Amaç, kaygının kişinin kararlarını yönetmesini engellemektir. Bu ayrım beklentiyi baştan doğru kurar.
Sosyal anksiyete tablosunda iyileşme süresi, belirtilerin şiddetine ve ne kadar süredir devam ettiğine bağlıdır. Yapılandırılmış bir çalışmada belirgin iyileşme genellikle üç ile altı ay içinde görülür. Uzun yıllardır süren tablolarda bu süre uzayabilir.
Süreç genellikle üç aşamada ilerler. Önce kişi kaçınma listesini fark eder, sonra bu listedeki maddelerle kademeli olarak karşılaşır, en sonunda kaygı gelse bile ortamda kalmayı öğrenir. Sosyal anksiyete nedir sorusunun yanıtındaki döngü de bu aşamalarla kırılır.
En sık yapılan hata, en zor maddeyle başlamaktır. Sunum yapmaktan korkan birinin doğrudan büyük bir toplantıda konuşmayı denemesi çoğu zaman tabloyu pekiştirir. Bu nedenle sosyal anksiyete nasıl yenilir sorusunun yanıtı her zaman kademeli ilerlemeyi içerir.
Günlük Yaşamda Uygulanabilecek Başa Çıkma Yöntemleri
Bu yöntemler kaygının yoğunlaştığı anda kullanılmak üzere tasarlanmıştır. Amaç kaygıyı yok etmek değil, kişinin ortamda kalabilmesini sağlayacak kadar azaltmaktır. Aşağıdaki uygulamalar kolay öğrenilir.
- Nefesi yavaşlatın. Dört saniye alıp altı saniye verin, verişi uzatmak bedendeki alarmı yatıştırır.
- Dikkati dışarı yöneltin. Kendinizi izlemek yerine karşınızdakinin ne anlattığına odaklanın.
- Kaygıyı normalleştirin. "Şu an heyecanlıyım ve bu geçecek" cümlesi paniği azaltır.
- Güvenlik davranışını bırakın. Bardağı iki elle tutmayı veya telefona bakmayı deneme amaçlı bırakın.
- Küçük temaslar kurun. Kasiyere günaydın demek gibi kısa etkileşimler pratik sağlar.
- Sonrasında not alın. Ortamdan çıkınca korktuğunuz şeyin gerçekleşip gerçekleşmediğini yazın.
- Kafeini azaltın. Fazla kafein çarpıntı ve titremeyi doğrudan artırır.
Bu yöntemlerin hepsini aynı anda uygulamak gerekmez. İki üç tanesini seçip düzenli tekrarlamak daha verimlidir. Düzenli uygulandığında sosyal anksiyete nasıl geçer sorusunun yanıtı kişinin kendi deneyiminde netleşir.
Altıncı madde özellikle önemlidir. Kişi korktuğu sonucun neredeyse hiç gerçekleşmediğini yazılı olarak gördüğünde, inanç kendiliğinden zayıflar. Bu kayıt, sosyal anksiyete bozukluğu nedir sorusunun kişisel yanıtını da somutlaştırır.
Kaçınma Davranışını Azaltmaya Yönelik Yaklaşımlar
Kaçınma bu tablonun yakıtıdır ve azaltılmadan kalıcı iyileşme olmaz. Bu alanda kullanılan yönteme kademeli maruz bırakma denir ve en çok kanıta sahip yaklaşımdır. Mantığı basittir: kişi korktuğu ortamda yeterince kalırsa kaygı kendiliğinden düşer.
Uygulama bir basamak listesiyle başlar. Kişi kaçındığı durumları en kolaydan en zora doğru sıralar ve alt basamaktan başlar. Aşağıdaki örnek bu sıralamanın nasıl kurulduğunu gösterir.
| Basamak | Örnek Adım |
| 1 | Markette çalışana bir ürünün yerini sormak |
| 2 | Tanıdık bir komşuyla kısa sohbet etmek |
| 3 | Küçük bir grupta bir soru sormak |
| 4 | Toplantıda kısa bir fikir belirtmek |
| 5 | Bir davete gidip yarım saat kalmak |
| 6 | Küçük bir grupta sunum yapmak |
Her basamak, kaygı belirgin biçimde azalana kadar tekrarlanır ve ancak sonra bir üste geçilir. Bir basamağı atlamak süreci hızlandırmaz, aksine geri adım attırır. Bu sistemli ilerleme, sosyal anksiyete nasıl yenilir sorusunun en pratik yanıtıdır.
Çalışma sırasında güvenlik davranışlarının da bırakılması gerekir. Ortamda kalmak ama telefona bakarak vakit geçirmek, kaygının sınanmasını engeller. Bu nedenle her basamakta hem kalmak hem tam olarak katılmak hedeflenir.
Düşünce Kalıplarını Yeniden Değerlendirmek
Kaçınmanın arkasında her zaman bir düşünce vardır ve bu düşünce genellikle sınanmamıştır. Kişi "sesim titrerse herkes anlar ve bana gülerler" gibi cümlelerle hareket eder. Bu cümleler sorgulandığında çoğu zaman kanıtsız çıkar.
En sık rastlanan düşünce kalıpları şunlardır.
- Zihin okuma: Karşı tarafın olumsuz düşündüğünü kanıtsız varsaymak
- Felaketleştirme: Küçük bir aksaklığın sonucunu çok büyütmek
- Kendine odaklanma: Herkesin dikkatinin kendisinde olduğunu sanmak
- Standart yükseltme: Kusursuz konuşmadıysa başarısız saymak
- Seçici hatırlama: Yalnızca kötü giden anı akılda tutmak
Bu kalıpları değiştirmenin yolu onları yasaklamak değil, sınamaktır. Kişi düşünceyi yazar, destekleyen ve çürüten kanıtları arar ve daha gerçekçi bir ara cümle kurar. Kendi kendine konuşma biçimini yumuşatmak da bu çalışmanın parçasıdır.
Sınama çalışması ile basamak çalışması birlikte yürütüldüğünde etki katlanır. Kişi hem yeni bir deneyim yaşar hem o deneyimi doğru yorumlar. Bu ikili çalışma, sosyal anksiyete nasıl geçer sorusuna verilen en bütünlüklü yanıttır.
Sosyal Becerileri Güçlendirmek Mümkün Müdür?
Evet, bu beceriler doğuştan gelen bir yetenek değil, öğrenilebilen bir beceri setidir. Çoğu kişide asıl sorun beceri eksikliği değil, kaygı nedeniyle bu becerileri kullanamamaktır. Yine de pratik yapmak kişinin kendine güvenini belirgin biçimde artırır.
Geliştirilebilecek başlıca alanlar şunlardır.
- Konuşma başlatmak için hazır ve basit cümleler belirlemek
- Açık uçlu soru sormayı öğrenmek, karşı tarafa konuşma alanı bırakmak
- Göz temasını kademeli olarak uzatmak
- Beden dilini fark etmek, omuzları ve duruşu açık tutmak
- Sessizliğe tahammül etmek ve her boşluğu doldurmaya çalışmamak
- Konuşmayı nazikçe bitirmek için bir cümle hazırlamak
Bu becerilerin en iyi öğrenildiği yer gerçek ortamlardır. Evde prova yapmak faydalıdır ama tek başına yeterli olmaz. Bu nedenle beceri çalışması, basamak listesiyle birlikte yürütüldüğünde sonuç verir.
Grup terapisi bu alanda özellikle etkilidir. Kişi hem güvenli bir ortamda pratik yapar hem benzer zorluğu yaşayan insanları görür. Bu yüzden sosyal anksiyete nasıl yenilir sorusunun yanıtında grup çalışmaları sıklıkla yer alır.
Sosyal Anksiyete Nasıl Yenilir?
Kalıcı iyileşme, kendi kendine yapılan çalışmaların yeterli olmadığı durumlarda profesyonel destekle sağlanır. Bu tablo, tedaviye en iyi yanıt veren kaygı bozuklukları arasındadır. Aşağıdaki yaklaşımlar en sık kullanılanlardır.
- Bilişsel davranışçı terapi: Bu alanda ilk sırada önerilen yöntemdir, düşünce sınama ve basamak çalışmasını birlikte yürütür
- Grup terapisi: Güvenli bir ortamda pratik imkânı sunar ve yalnız olmadığını göstermesi açısından değerlidir
- Sanal gerçeklik uygulamaları: Sunum gibi ulaşılması zor durumlar için prova ortamı yaratır
- Genel psikoterapi süreci: Kaygının geçmişteki kaynağını ele almak isteyenler için uygundur
- İlaç desteği: Belirtiler çok yoğunsa ve terapiye başlamayı engelliyorsa hekim değerlendirmesiyle gündeme gelir
Bu yaklaşımlar birbirinin alternatifi değil, çoğu zaman tamamlayıcısıdır. Terapi ve ilaç birlikte yürütüldüğünde ağır tablolarda daha hızlı sonuç alınabilir. Sosyal anksiyete nasıl tedavi edilir sorusunun yanıtı bu nedenle kişiye göre değişir.
Başvuru için belirtilerin çok ağır olmasını beklemek gerekmez. Kişi istediği bir şeyi kaygısı yüzünden yapamıyorsa bu yeterli bir gerekçedir. Sosyal anksiyete nasıl geçer sorusunun yanıtı, erken adım atıldığında çok daha kısa bir süreye iner.
Son olarak beklentiyi doğru kurmak gerekir. İyileşme düz bir çizgi izlemez ve iyi haftaların ardından zor günler gelebilir. Bu dalgalanma başarısızlık değil, sürecin olağan bir parçasıdır.
Bu içerik Psikoloji Türkiye ekibi tarafından bilgilendirme amaçlı yazılmıştır. Tanı ve tedavi için doktorunuza başvurunuz.