Kendine yabancılaşma, kişinin duygu, ihtiyaç, değer ve kararlarıyla arasında mesafe hissettiği psikolojik bir deneyimdir. Ne istediğini belirlemekte zorlanma, kendisi gibi hissetmeme ve başkalarının beklentilerine göre hareket etme gibi durumlarla kendini gösterebilir. Kendi duygu ve ihtiyaçlarını fark etmek, değerlerini gözden geçirmek ve gerektiğinde psikolojik destek almak kişinin kendisiyle yeniden bağ kurmasına yardımcı olabilir.
İnsan kendisini yalnızca adı, işi veya sosyal rolleri üzerinden tanımaz. Duyguları, değerleri, ihtiyaçları ve verdiği kararlarla da kim olduğuna ilişkin bir bütünlük oluşturur.
Kendine yabancılaşma, kişinin bu içsel bütünlükle arasında mesafe oluştuğunu hissetmesiyle açıklanabilen geniş bir psikolojik deneyimdir. Kişi hayatını sürdürürken bazı kararlarının kendisini yansıtmadığını, ne hissettiğini anlamakta zorlandığını veya eskisi kadar “kendisi gibi” olmadığını düşünebilir.
Wood ve arkadaşlarının 2008 tarihli çalışmasında self-alienation, kişinin kendi içsel deneyimiyle kurduğu ilişkinin özgünlük açısından değerlendirilen boyutlarından biri olarak ele alınmıştır. Araştırmacılar bunu kişinin kendi değerlerine uygun yaşaması ve dış etkileri kabul etmesi gibi diğer boyutlardan ayrı değerlendirmiştir.
Bu deneyim tek başına psikiyatrik bir hastalık anlamına gelmez. Süresi, yoğunluğu, ortaya çıktığı koşullar ve kişinin günlük yaşamıyla ilişkisi birlikte değerlendirilmelidir.
Kendine Yabancılaşma Nedir?
Kişi kim olduğunu bilir ancak davranışlarının, duygularının veya yaşamındaki yönün kendisini yeterince yansıtmadığını hissedebilir. Kendine yabancılaşma nedir denildiğinde anlatılan deneyim, fiziksel olarak kendisini tanımamaktan çok kişinin kendi iç dünyasıyla arasında oluşan bu mesafedir.
Wood ve arkadaşlarının özgünlük modelinde self-alienation, kişinin gerçek benliğiyle bilinçli deneyimi arasındaki uyumsuzluğu öznel olarak fark etmesiyle ilişkilendirilmiştir. Bu yapı, çevrenin etkisinde kalma veya kişinin kendi değerlerine uygun yaşaması gibi diğer boyutlardan ayrılır.
Bu nedenle “kendimden uzaklaştım” diyen iki kişinin yaşadığı şey aynı olmayabilir. Bir kişi kendi ihtiyaçlarını uzun süredir geri plana atarken başka biri ne hissettiğini veya yaşamında ne istediğini belirlemekte zorlanabilir.
Kendine yabancılaşma psikoloji literatüründe bağımsız bir tanı olarak ele alınmaz. Benlik, özgünlük, kimlik ve kişinin kendi içsel deneyimiyle kurduğu ilişki gibi farklı araştırma alanlarıyla kesişir.
BİLGİ KUTUSU | Tek Başına Bir Tanı Değildir Kendine yabancılaşma kişinin öznel deneyimini tanımlayabilir. Bu ifadeyi kullanmak, kişinin belirli bir psikiyatrik bozukluğa sahip olduğu anlamına gelmez. |
Kendine Yabancılaşma Hissi Nasıl Bir Deneyimdir?
Kendine yabancılaşma hissi herkes tarafından aynı biçimde tarif edilmez. Deneyim yalnızca kişinin kendisini tanımadığını düşünmesinden oluşmayabilir.
| Deneyim alanı | Kişi bunu nasıl hissedebilir? |
| Duygular | “Ne hissettiğimi tam anlayamıyorum.” |
| Kararlar | “Bu seçim gerçekten benim isteğim miydi?” |
| Değerler | “Yaşadığım hayat bana uygun gelmiyor.” |
| Sosyal yaşam | “Her ortamda başka biri gibi davranıyorum.” |
| Gelecek | “Ne istediğimi eskisi kadar bilmiyorum.” |
Benlik netliği araştırmalarında kişinin kendisiyle ilgili inançlarının açık, tutarlı ve zaman içinde görece istikrarlı olması self-concept clarity olarak tanımlanır.
Manchiraju’nun 2026 tarihli kapsamlı derlemesi benlik netliğinin iyi oluş, duygu düzenleme ve kişilerarası işlev gibi farklı alanlarla ilişkili olduğunu gösteren araştırmaları bir araya getirmiştir. Derlemede mevcut araştırmaların nedenselliği her zaman ortaya koyamadığı da özellikle vurgulanmıştır.
Benlik netliği ile kendine yabancılaşma aynı kavram değildir. Biri kişinin kendisi hakkındaki görüşlerinin açıklığıyla, diğeri ise kişinin kendi içsel deneyimine ne kadar yakın hissettiğiyle daha fazla ilgilidir.
Kendine Yabancılaşma Belirtileri Nelerdir?
Diğer psikolojik rahatsızlıklar gibi tek ve resmî bir kendine yabancılaşma belirtileri listesi bulunmaz. Bunun nedeni kendine yabancılaşmanın bağımsız bir psikiyatrik tanı olmamasıdır.
Kişinin deneyiminde aşağıdaki örüntüler görülebilir.
- Ne istediğini belirlemekte zorlanmak
- Kendi duygularını adlandırmakta güçlük çekmek
- Kararlarının kendisini yansıtmadığını düşünmek
- Kişisel değerleriyle günlük davranışları arasında mesafe hissetmek
- Sürekli başkalarının beklentilerine göre hareket etmek
- Önceden anlamlı gelen bazı şeylere uzaklaşmak
- Kendisini tarif etmekte normalden daha fazla zorlanmak
- Sık sık kendisi gibi davranmadığını düşünmek
Bu örüntülerin birkaçının görülmesi tek başına psikolojik hastalık göstergesi değildir. Örneğin önemli yaşam değişiklikleri sırasında kişinin kendisine ilişkin görüşleri geçici olarak daha belirsiz hale gelebilir.
Manchiraju’nun kapsamlı derlemesi de düşük benlik netliği ile çeşitli psikolojik güçlükler arasında ilişkiler bulunduğunu, ancak bu ilişkilerden doğrudan neden-sonuç çıkarılamayacağını vurgular.
Kendine Yabancılaşma Neden Olur?
Kendine yabancılaşma neden olur sorusunun herkes için geçerli tek bir yanıtı bulunmaz. Benlik algısı kişinin ilişkileri, değerleri, yaşam rolleri ve içinde bulunduğu koşullarla birlikte şekillenir.
Kimlikle ilgili belirsizliklerin arttığı dönemlerde kişinin kendisini tanımlaması zorlaşabilir. Branje, de Moor, Spitzer ve Becht’in kimlik gelişimi üzerine derlemesinde ergenlik ve erken yetişkinlikte kimliğin hem belirli bir istikrar gösterdiği hem de yaşam olayları ve geçişlerle değişebildiği ortaya konmuştur.
Bazı kişilerde yoğun stres sırasında kendisinden veya çevresinden kopukluk gibi daha özgül deneyimler de ortaya çıkabilir. Bununla birlikte her kendine yabancılaşma deneyimini travma, dissosiyasyon veya belirli bir çocukluk yaşantısıyla açıklamak bilimsel olarak doğru değildir.
Aynı deneyim farklı kişilerde farklı süreçlerle ilişkili olabileceğinden, hissin ne zaman başladığı ve hangi koşullarda arttığı önem taşır.
BİLGİ KUTUSU | Tek Bir Neden Aramak Yanıltıcıdır Yaşam değişiklikleri, yoğun stres, kimlikle ilgili belirsizlikler veya kişinin uzun süre kendi ihtiyaçlarını geri plana atması bu deneyime eşlik edebilir. Bunların hiçbiri tek başına herkesi açıklayan zorunlu bir neden değildir. |
Kişi Neden Kendini Eskisi Gibi Hissedemeyebilir?
İnsanların kimlikleri tamamen sabit değildir. Kişinin kendisini tanımladığı roller, değerler, ilişkiler ve gelecek planları yaşam boyunca değişebilir.
Okulun bitmesi, yeni bir mesleğe geçmek, bir ilişkinin sona ermesi, ebeveyn olmak veya başka bir şehre taşınmak kişinin daha önce alıştığı yaşam düzenini değiştirebilir. Önceki kimlik tanımı yeni koşullara tam olarak uymadığında kişi kendisini eskisinden farklı hissedebilir.
Branje ve arkadaşlarının kimlik gelişimine ilişkin değerlendirmesi, özellikle ergenlik ve erken yetişkinlik döneminde sistematik olgunlaşma ile dikkate değer bir istikrarın aynı anda bulunabildiğini gösterir. Yaşam olayları ve geçişler de bu gelişim sürecinde rol oynayabilir.
Bu nedenle internette kullanılan kendine yabancılaşma hastalığı ifadesi yanıltıcı olabilir. Kişinin kendisini eskisi gibi hissetmemesi tek başına bir hastalığa işaret etmez.
Daha önemli olan değişimin ne kadar sürdüğü, kişinin yaşamını ne ölçüde zorlaştırdığı ve günlük işlevleri üzerinde belirgin bir etki oluşturup oluşturmadığıdır.
Yoğun Stres ve Duygusal Zorlanma Kendine Yabancılaşmayı Etkileyebilir mi?
Yoğun stres dönemlerinde dikkatin önemli bir bölümü mevcut sorunları yönetmeye ayrılabilir. Bu durumda kişinin kendi ihtiyaçlarını, duygularını ve tercihlerini fark etmesi daha güç hale gelebilir.
Bazı insanlar bu dönemlerde kendilerini otomatik pilotta hareket ediyor, duygusal olarak donuk veya çevrelerinden uzaklaşmış gibi tarif edebilir.
Boulet ve arkadaşlarının 2022 tarihli sistematik derlemesinde dissosiyatif belirtiler ile stres yanıtındaki değişiklikler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırmacılar sonuçların farklı klinik gruplarda aynı olmadığını ve alanın daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyduğunu belirtmiştir.
Bu nedenle stres ile kendinden uzaklaşma hissi arasında ilişki kurulabilse de yoğun stres yaşayan herkesin dissosiyatif belirtiler geliştireceği söylenemez.
Yoğun stresin günlük yaşam ve psikoloji üzerindeki daha geniş etkileri Stres içeriğinde ayrıca ele alınmaktadır.
Kendine Yabancılaşma Günlük Yaşamda Nasıl Görünebilir?
Kişinin kendisinden uzaklaşmış hissetmesi günlük yaşamda her zaman büyük davranış değişiklikleri oluşturmaz. Bazen tekrar eden küçük seçimlerin içinde daha görünür hale gelir.
İş yaşamında kişi yalnızca yapılması gerekenleri yerine getirip yaptığı işle bağ kuramadığını hissedebilir. Sosyal ortamlarda ise bulunduğu gruba uyum sağlamak için davranışlarını sürekli değiştirdiğini düşünebilir.
Karar verirken kendi fikrini oluşturmadan önce başkalarının görüşlerine yönelmek zamanla alışkanlık haline gelebilir. Benzer biçimde kişi boş zamanlarında gerçekten ne yapmaktan hoşlandığını belirlemekte veya hangi faaliyetlerin kendisi için anlamlı olduğunu açıklamakta zorlanabilir.
Kendi ihtiyaçlarını sürekli ertelemek veya yıllardır takip ettiği bir hedefin neden önemli olduğunu artık bilememek de benzer bir mesafe hissine eşlik edebilir.
Bunların hiçbiri tek başına yabancılaşma anlamına gelmez. Başkalarının görüşünü almak veya bir dönem hedeflerini sorgulamak olağan deneyimlerdir. Daha önemli olan davranışların sürekliliği ve kişide oluşturduğu içsel mesafedir.
Kendine Yabancılaşma İlişkileri ve Kişinin Kendisiyle Bağını Nasıl Etkileyebilir?
Kişi kendi ihtiyaçlarını yeterince tanımadığında bunları ilişkilerde ifade etmek de güçleşebilir. Bu durum karşı tarafın davranışından bağımsız olarak kişinin kendi sınırlarını görünmez hale getirebilir.
Örneğin ilişkinin bozulmaması için sürekli karşı tarafın istediğini yapan biri, zaman içinde hangi davranışının sağlıklı bir uzlaşma, hangisinin kendi ihtiyacını geri plana atma olduğunu ayırmakta zorlanabilir.
Wood ve arkadaşlarının özgünlük modelinde self-alienation, kişinin kendi değerlerine uygun yaşaması ve dış etkileri kabul etme eğilimi ayrı fakat ilişkili boyutlar olarak ele alınmıştır. Çalışmada bu boyutların benlik saygısı ve psikolojik iyi oluşla ilişkileri de değerlendirilmiştir.
İlişkilerde amaç hiçbir zaman uyum göstermemek değildir. İnsanlar birbirlerinin ihtiyaçlarını dikkate alabilir, taviz verebilir ve gerektiğinde ortak kararlar alabilir.
Asıl ayrım, kişinin ilişki içinde kendi görüşlerinin, sınırlarının, ihtiyaçlarının ve tercihlerinin de varlığını sürdürebilmesidir.
Kendine Yabancılaşma Bir Hastalık mıdır?
Kendine yabancılaşma adıyla bağımsız bir psikiyatrik bozukluk bulunmaz. Günlük yaşamda kullanılan bu ifadeyi doğrudan hastalık etiketiyle açıklamak bu nedenle doğru değildir.
Depersonalizasyon/derealizasyon bozukluğu ise ayrı ve klinik olarak tanımlanmış bir durumdur. American Psychiatric Association depersonalizasyonu kişinin kendi zihni, benliği veya bedeniyle ilgili gerçek dışılık ya da kopukluk deneyimi olarak açıklar. Derealizasyonda ise benzer gerçek dışılık hissi kişinin çevresine yönelir.
Bu deneyimler sırasında kişinin gerçeklik değerlendirmesi korunur. Yani kişi yaşadığı hissin olağandışı olduğunun farkındadır.
“Kendimi kendim gibi hissetmiyorum” şeklindeki geniş bir deneyim bu nedenle kişinin depersonalizasyon/derealizasyon bozukluğuna sahip olduğunu göstermez.
Klinik değerlendirmede belirtilerin türü, süresi, tekrarlayıcı olup olmadığı, yarattığı sıkıntı ve günlük işlevlere etkisi birlikte değerlendirilir.
BİLGİ KUTUSU | Deneyim ile Tanı Aynı Şey Değildir Kendine yabancılaşma kişinin yaşadığı öznel bir deneyimi tarif edebilir. Psikiyatrik tanı ise belirli klinik ölçütlerin profesyonel değerlendirmesini gerektirir. |
Kendine Yabancılaşma ile Depersonalizasyon Aynı Şey midir?
Hayır. İki kavram bazı kişilerin kullandığı ifadeler açısından birbirine benzeyebilse de depersonalizasyon daha özgül bir psikiyatrik terimdir.
| Kendine yabancılaşma | Depersonalizasyon |
| Geniş bir psikolojik deneyimi tarif eder. | Özgül bir dissosiyatif deneyimdir. |
| Değerler veya benlik algısıyla mesafe öne çıkabilir. | Kişinin kendi zihnine, bedenine veya benliğine yabancılık hissi öne çıkabilir. |
| Kişi yaşamının kendisini yansıtmadığını düşünebilir. | Kendisini dışarıdan gözlemliyormuş gibi hissedebilir. |
| Tek başına psikiyatrik tanı değildir. | Belirti olarak görülebilir ve belirli koşullarda bir bozukluğun parçası olabilir. |
| Belirgin işlev kaybı bulunması gerekmez. | Bozukluk düzeyinde belirgin sıkıntı veya işlev etkisi değerlendirilir. |
American Psychiatric Association’ın açıklamasına göre depersonalizasyonda kişi kendisini bedeninin dışından gözlemliyormuş gibi hissedebilir. Derealizasyonda ise çevredeki insanlar veya nesneler gerçek dışı algılanabilir.
Bu ayrım önemlidir. Geniş bir kendine yabancılaşma deneyimini doğrudan dissosiyatif bozukluk olarak yorumlamak kişinin gereksiz kaygı yaşamasına ve kendi kendine yanlış tanı koymasına neden olabilir.
Kendine Yabancılaşma ile Kimlik Karmaşası Arasındaki Fark Nedir?
Kendine yabancılaşma ve kimlik karmaşası benzer sorular ortaya çıkarabilse de odak noktaları aynı değildir.
| Kendine yabancılaşma | Kimlik karmaşası |
| Mevcut benlikle mesafe hissi öne çıkar. | Kimliğin nasıl tanımlanacağı konusunda belirsizlik öne çıkabilir. |
| “Bu hayat beni yansıtıyor mu?” düşüncesi belirgin olabilir. | “Ben kimim?” sorusu daha belirgin olabilir. |
| Duygular ve değerlerle bağlantının zayıfladığı hissedilebilir. | Değerler ve gelecekteki yön konusunda kararsızlık bulunabilir. |
| Yetişkinliğin farklı dönemlerinde yaşanabilir. | Özellikle yoğun kimlik gelişimi dönemlerinde dikkat çekebilir. |
| Bağımsız bir tanı değildir. | Tek başına psikiyatrik hastalık anlamına gelmez. |
Branje ve arkadaşlarının çalışması kimlik gelişiminin ergenlik ve erken yetişkinlik boyunca devam eden dinamik bir süreç olduğunu gösterir.
Potterton ve arkadaşlarının sistematik derleme ve meta-analizinde kimlik gelişimi ile depresyon, kaygı ve yeme bozukluğu belirtileri arasındaki boylamsal ilişkiler incelenmiştir.
Araştırmacılar anlatısal bulgularda bazı karşılıklı ilişkiler görülmesine rağmen meta-analizlerde depresyon ve kaygı açısından sonuçların tutarlı olmadığını belirtmiştir. Bu nedenle kimlikle ilgili belirsizlikten doğrudan bir ruhsal bozukluk sonucu çıkarılmamalıdır.
Kendine Yabancılaşma Nasıl Geçer?
Kendine yabancılaşma nasıl geçer diye düşünüldüğünde herkese uygulanabilecek tek bir yöntem bulunmaz. Atılabilecek adımlar yaşanan deneyimin niteliğine, süresine ve kişinin yaşamındaki etkisine göre değişebilir.
Başlangıçta aşağıdaki alanlar gözden geçirilebilir.
- Kişinin kendisini hangi ortamlarda daha doğal hissettiğini fark etmesi
- Kendi tercihleriyle çevresinin beklentilerini ayırmaya çalışması
- Uzun süredir geri plana attığı ihtiyaçlarını belirlemesi
- Kendi değerleri ile günlük davranışları arasındaki uyumu değerlendirmesi
- Yoğun stres ve uyku sorunlarının etkisini gözlemlemesi
- Yabancılaşma hissinin hangi dönemlerde arttığını takip etmesi
- Büyük değişiklikler yerine küçük kişisel tercihlere daha fazla alan açması
Amaç bir gecede “gerçek benliği bulmak” değildir. Kimlik ve benlik algısı yaşam boyunca değişebilir.
Branje ve arkadaşlarının kimlik gelişimine ilişkin değerlendirmesi de kişinin kendisiyle ilgili yapısının hem istikrar hem değişim barındırabildiğini gösterir.
Daha gerçekçi hedef, kişinin kendi duygu, ihtiyaç ve değerlerini günlük seçimlerinde yeniden görünür hale getirebilmesidir.
Kişinin Kendisiyle Yeniden Bağ Kurmasına Neler Yardımcı Olabilir?
Kendisiyle yeniden bağ kurmak sürekli içe dönmek veya her davranışın arkasında özel bir anlam aramak değildir. Küçük günlük seçimlerde kişinin kendi tercihine biraz daha fazla alan açması yeterli bir başlangıç olabilir.
Uzun süredir ertelenen bir ilgi alanına yeniden zaman ayırmak buna örnek olabilir. Benzer biçimde başkalarının görüşünü almadan önce kendi fikrini belirlemek, istenmeyen küçük bir talebe sınır koymak veya gün içinde hangi kararların gerçekten kişisel tercihlerden oluştuğunu gözlemlemek kişinin kendi isteklerini daha görünür hale getirebilir.
Kişinin kendisini daha rahat ifade edebildiği ilişkileri fark etmesi de yararlı olabilir. Önem verdiği birkaç değeri yazılı olarak ifade etmek, yaptığı seçimlerle bu değerler arasındaki ilişkiyi görmesini kolaylaştırabilir.
Manchiraju’nun benlik netliği üzerine kapsamlı derlemesinde, kişinin kendisi hakkındaki görüşlerinin açıklığı ve tutarlılığı farklı psikolojik uyum göstergeleriyle ilişkilendirilmiştir.
Amaç yıllar önceki kişiliğe geri dönmek değil, bugünkü değişimleri ve ihtiyaçları daha açık biçimde anlayabilmektir.
Duyguları ve İhtiyaçları Fark Etmek İçin Neler Yapılabilir?
Duyguları fark etmek yalnızca kişinin kendisini iyi veya kötü hissettiğini belirlemekten daha ayrıntılı bir gözlem gerektirebilir. Bunun için uzun günlükler tutmak şart değildir.
Kısa bir kayıt sırasında aşağıdaki sorular kullanılabilir.
- Ne oldu?
- O anda hangi duyguyu yaşadım?
- Bedenimde ne fark ettim?
- Neye ihtiyaç duydum?
- Nasıl davrandım?
- Aslında nasıl davranmak isterdim?
Örneğin “İş yerinde kötü hissettim” yerine “Eleştirildiğimde utandım ve kendimi savunma ihtiyacı hissettim” demek yaşanan deneyimin daha açık biçimde ayrıştırılmasını sağlayabilir.
Kim, Akkurt ve Yoon’un 307 çalışma ve 100.612 katılımcıyı kapsayan meta-analizinde kişinin duygularını açık biçimde anlayabilmesini ifade eden emotional clarity, daha düşük psikolojik sıkıntıyla ilişkili bulunmuştur. Yalnızca duygulara daha fazla dikkat etmek ise aynı ilişkiyi göstermemiştir.
Bu nedenle amaç duyguları sürekli analiz etmek değil, onları yeterince açık biçimde ayırt edebilmektir.
Kendine Yabancılaşma Tedavisi Nasıl Ele Alınır?
Tek bir kendine yabancılaşma tedavisi bulunmaz çünkü kendine yabancılaşma bağımsız bir klinik tanı değildir. Profesyonel yaklaşım kişinin gerçekte hangi belirtileri yaşadığına ve bu belirtilerin yaşamındaki etkisine göre şekillenir.
Sorun daha çok değer çatışmaları, sınır belirlemekte zorlanma, kişinin kendi ihtiyaçlarını tanımlayamaması veya kimlikle ilgili güçlüklerle bağlantılıysa psikoterapi bu alanlara odaklanabilir.
Kişi kendi bedeninden, düşüncelerinden veya çevresinden belirgin biçimde kopmuş gibi hissediyorsa değerlendirmede depersonalizasyon, derealizasyon ve diğer dissosiyatif belirtiler de dikkate alınabilir. Gerektiğinde belirtilerin başka psikiyatrik, tıbbi veya madde kullanımına bağlı nedenlerle ilişkisi de değerlendirilir.
Wang ve arkadaşlarının sistematik derlemesinde depersonalizasyon/derealizasyon bozukluğu için psikoterapi, ilaç tedavileri ve nöromodülasyon dahil farklı yaklaşımlar incelenmiştir. Araştırmacılar mevcut tedavi araştırmalarının sayı ve yöntem kalitesi açısından sınırlı olduğunu belirtmiştir.
Bu nedenle internette önerilen tek bir egzersizin herkes için tedavi olarak sunulması doğru değildir. Profesyonel psikolojik desteğin nasıl işlediği hakkında daha ayrıntılı bilgiye Psikoterapi içeriğinden ulaşılabilir.
Kendine Yabancılaşma İçin Ne Zaman Psikolojik Destek Alınmalıdır?
Geçici olarak kendisini farklı hissetmek veya yaşamındaki yönü sorgulamak her zaman profesyonel müdahale gerektirmez. Daha önemli ölçütlerden biri yaşanan durumun süresi ve günlük yaşam üzerindeki etkisidir.
Yabancılaşma hissi uzun süredir devam ediyorsa, iş veya okul yaşamını aksatıyorsa, ilişkilerde belirgin sorunlara yol açıyorsa ya da kişinin günlük sorumluluklarını yerine getirmesini zorlaştırıyorsa profesyonel değerlendirme düşünülebilir.
Yoğun kaygı, çökkünlük, ilgi kaybı, konsantrasyon güçlüğü veya tekrarlayıcı biçimde kendisinden ve çevresinden kopmuş hissetme gibi başka belirtiler eşlik ediyorsa daha kapsamlı değerlendirme yararlı olabilir.
National Institute of Mental Health, ağır veya rahatsız edici ruh sağlığı belirtilerinin iki hafta veya daha uzun sürmesini ve günlük görevlerin yerine getirilmesini zorlaştırmasını profesyonel destek açısından önemli göstergeler arasında ele alır. Bu iki hafta yardım istemeden önce mutlaka beklenmesi gereken bir süre değildir.
Kendine zarar verme düşünceleri veya kişinin güvenliğini etkileyen acil bir durum ortaya çıkarsa rutin randevu beklenmemelidir.
Bu içerik Psikoloji Türkiye ekibi tarafından bilgilendirme amaçlı yazılmıştır. Tanı ve tedavi için doktorunuza başvurunuz.